Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini değerlendirdi. Ekonomik verileri açıklarken, Avrupa’nın Türkiye’ye olan ihtiyacının arttığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi. Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkilerine dair kritik mesajlar verdi ve Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyacın arttığını vurguladı. Ayrıca, Türkiye ekonomisinin son dönemdeki güçlü performansını ve yeni sosyal destek adımlarını değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman gibi fırtınadan etkilenen illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Aşırı yağışlar ve fırtına sonucu yaşamını yitirenler için rahmet dileyen Erdoğan, yaralılara acil şifa temennisinde bulundu. Tarım ve İçişleri Bakanlıkları’nın hasar tespit çalışmalarını yakından takip ettiğini aktardı.
Erdoğan, dünyanın çatışmalar ve ekonomik çalkantılarla sarsıldığı bir dönemde Türkiye’nin hedeflerine emin adımlarla ilerlediğini ifade etti. Yaşanan her hadisenin Türkiye’nin dayanıklılığını ve bölgesindeki istikrar adası konumunu pekiştirdiğini kaydetti. Ülkenin her alanda kendi ayakları üzerinde durabildiğini ve dostlarına destek verdiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta açıklanan verilerin Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini teyit ettiğini bildirdi. Nisan ayında ihracatın yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştığını açıkladı. 12 aylık ihracat tutarının ilk kez 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını duyurdu.
Erdoğan, ihracatın 166 ülke ve bölgeye artış gösterdiğini, 26 sektörün tamamında yükseldiğini belirtti. Otomotiv sektörünün 3,9 milyar dolarla liderliğini sürdürdüğünü, kimyevi maddelerin ikinci sırada yer aldığını aktardı. Savunma ve havacılık ihracatının 962 milyon dolara ulaşmasını ise ayrıca kıymetli bulduğunu ifade etti.
Yılın ilk dört ayında savunma ve havacılık ihracatında yüzde 28 artış kaydedildiğini vurgulayan Erdoğan, 1018 firmanın ilk kez yurt dışına ürün sattığını belirtti. Ticarette korumacılık eğilimlerinin arttığı bir dönemde bu rakamların takdire şayan olduğunu ifade etti. Yeni pazarlara açılarak ve ihracatçılara destek vererek daha yüksek rakamlara ulaşacaklarını söyledi.
Turizm cephesinden de sevindirici haberler geldiğini belirten Erdoğan, 2025 yılının 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliriyle kapandığını hatırlattı. Sektörün zorluklara rağmen 2026’ya güçlü bir giriş yaptığını bildirdi. Yılın ilk çeyreğinde turizm gelirinin yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara, turist sayısının ise 9 milyon 219 bine yükseldiğini açıkladı.
İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik ortalama harcamasının 116 dolardan 119 dolara çıktığını aktaran Erdoğan, Türkiye’nin çok sayıda uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağını belirtti. Bu etkinliklerin Türk turizminin yıldızını parlatacağına inandığını dile getirdi.
İstihdam istatistiklerinin ümit verici olduğunu belirten Erdoğan, işsizlik oranının bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e gerilediğini açıkladı. İstihdam sayısının aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranının ise yüzde 48,5’e yükseldiğini ifade etti. İş gücüne katılım oranının da artış gösterdiğini ve işsizlik oranının 35. ayında tek haneli seyrini koruduğunu aktardı.
Erdoğan, atıl iş gücü oranındaki yükselişi dikkatle takip ettiklerini dile getirirken, enflasyonun savaşın etkilerinin en fazla hissedildiği alanlardan biri olduğunu vurguladı. Nisan ayı enflasyon oranının yüzde 4,18 olarak açıklandığını hatırlattı. Yüksek akaryakıt fiyatlarının küresel çapta olduğu gibi Türkiye’de de enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.
Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla zorlu bir süreç yaşandığını ifade eden Erdoğan, iradelerinde en küçük bir gerileme olmadığını söyledi. Karamsarlığa kapılmadan, doğru bildikleri yolda sağlam adımlarla ilerlemekte kararlı olduklarını kaydetti.
Son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna dair yıpratıcı tartışmalara şahit olduklarını belirten Erdoğan, AB yolculuğunun temel gerçeklerini hatırlattı. Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) ortaklık başvurusunu 1959’da yaptığını, 1963’te ise Ankara Anlaşması’nın imzalandığını aktardı. Bu anlaşmanın nihai amacının Türkiye’nin tam üyeliği olduğunu vurguladı.
Erdoğan, 1970’te Katma Protokol’ün imzalanmasıyla geçiş dönemine ilk adımın atıldığını hatırlattı. Kıbrıs davasından kaynaklanan anlaşmazlıkların Türkiye’nin AB yolculuğunu kesintiye uğrattığını dile getirdi. Yunanistan’ın 1975 başvurusunun ardından 1981’de AB’ye kabul edilirken, Türkiye’nin siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildiğini belirtti.
12 Eylül darbesiyle ilişkilerin resmen askıya alındığını, daha sonra sivil iktidarın yeniden tesisiyle ivme kazandığını ifade etti. 1987’de tam üyelik başvurusunun yapıldığını ve komisyonun Türkiye’nin “katılmaya ehil” olduğunu ancak kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan yeni üye kabul etmeyeceğini bildirdiğini aktardı.
1 Ocak 1996’da Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesiyle geçiş döneminin tamamlandığını belirten Erdoğan, ancak sıkıntıların tekrar nüksettiğini söyledi. 1997 Lüksemburg Zirvesi’nde 12 ülkeye adaylık statüsü verilirken, Türkiye’nin bir kez daha görmezden gelindiğini hatırlattı. Nihayet 1999’da Helsinki’de Türkiye’nin adaylığının onaylandığını kaydetti.
2002’de iktidara gelmelerinin ardından AB uyum paketlerini hızla Meclis’ten geçirdiklerini ve anayasa değişiklikleri yaptıklarını dile getirdi. Tüm çabalara rağmen 2004’te AB’nin en büyük genişleme hamlesinde Türkiye’nin olmadığı 10 ülkeyi üye olarak kabul ettiğini belirtti. Bu ülkeler arasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de bulunduğunu ifade etti.
Türkiye’nin bu hatalı ve hakkaniyetsiz kararları sineye çekerek yoluna devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, 3 Ekim 2005’te başlatılan müzakere sürecinde üzerlerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirdiklerini söyledi. 2006-2010 yılları arasında 13 faslın müzakereye açıldığını, ancak sonraki dönemde bu sürecin yavaşladığını aktardı.
2015’ten itibaren Suriye’deki iç savaşın yol açtığı düzensiz göç dalgasıyla AB ilişkilerinin tekrar yoğunlaştığını hatırlattı. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi karşısında AB’nin yetersiz ve isteksiz kalması nedeniyle ilişkilerin ivmeyi koruyamadığını belirtti. Türkiye’nin maruz kaldığı çifte standartlara rağmen tam üyelik yolundaki çalışmalarını inatla sürdürdüğünü söyledi.
İlk başvuru tarihi olan 1950’den beri Avrupa’da Türkiye’ye karşı kökleşmiş önyargıları aşamadıklarını vurgulayan Erdoğan, çeşitli bahanelerle Türkiye’nin dışlandığını ifade etti. Demokrasi, ekonomi, nüfus veya inanç gibi konuların Türkiye’yi ötekileştirmek için kullanıldığını belirtti. Türkiye’nin değiştiğini, dönüştüğünü ancak Avrupa’daki bu çarpık yaklaşımın değişmediğini kaydetti.
Turgut Özal’ın “uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük” sözlerini anımsatan Erdoğan, bu yolculuğun aynı zeminde devam ettiğini söyledi. Türkiye’ye yönelik stratejik şaşılığın AB kurumlarında varlığını koruduğunu dile getirdi. Mesele Ankara’nın değil, Brüksel’in gelecekte nerede olmak istediği olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olamayacağının anlaşılması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak bir ülke olmadığını, hiçbir zaman da olmayacağını ifade etti. AB’nin Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini bilmesi ve bunu zora sokacak eylemlerden kaçınması gerektiğini vurguladı.
Ne Türkiye’nin eski Türkiye, ne de dünyanın Batılı devletlerin nüfuz alanına sıkışmış halde olduğunu belirten Erdoğan, küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiğini söyledi. Türkiye’nin yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer aldığını vurguladı.
Erdoğan, bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyacın, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazla olduğunu ve yarın bu ihtiyacın daha da artacağını ifade etti. Avrupa’nın bir yol ayrımında olduğunu, ya Türkiye’nin büyüyen gücünü fırsat olarak göreceğini ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edeceğini belirtti.
Temennilerinin Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını terk ederek Türkiye ile samimi ilişkiler geliştirmeye odaklanmak olduğunu dile getiren Erdoğan, böyle bir ilişkinin kazananının Avrupa kıtası olacağını söyledi. Milletin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla yürümeye devam edeceklerini kaydetti.
Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençleri 200-250 bin lira arasında desteklediklerini anımsatan Erdoğan, krediden faydalananlara yönelik kolaylıkları açıkladı. Geri ödeme süresinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitini hibe ettiklerini ve kalan taksitleri 12 ay ertelediklerini belirtti.
Erdoğan, bu desteği bir adım öteye taşıdıklarını duyurdu. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamının hibe edileceğini açıkladı. Bu yeni kararın genç çiftlere hayırlı olmasını diledi.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap